Tanımanın İptali Davası

Tanımanın Şartları

Tanıma; babanın, nüfus memuruna, mahkemeye, notere veya konsolosluğa yazılı başvurarak resmi senette ya da vasiyetnamede çocuğun kendisinden olduğunu beyan etmesidir.

Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise, veli veya vasisinin de rızası gerekir.

Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça ve ananın kimliği tespit edilmedikçe tanınamaz.

Başka bir erkek ile soybağı bulunan ve anasının kimliği bilinmeyen çocuklar için tanıma senedi düzenlenmez. Bu şekilde düzenlenmiş olarak gönderilen tanıma senetleri nüfus müdürlüklerince kayda alınarak, tescil işlemi yapılmadan durum Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilir ve mahkeme kararına göre işlem tesis edilir.

Tanımanın İptali Davasının Şartları

Geçerli Bir Tanımanın Bulunması (Tanımanın Butlanı Sebeplerinden Birisinin Bulunmaması)
Tanımayı batıl kılan haller Türk Medeni Kanununda açık bir şekilde belirtilmemiştir. Ancak, tanımanın geçerli olarak meydana gelebilmesi için gerekli olan esasa veya şekle ilişkin şartlardan herhangi birinin eksikliği tanımanın butlanı sonucunu doğuracaktır. Bu çerçevede tanıyanın ayırt etme gücünden yoksun olması, yasal temsilcinin rızasının arandığı hallerde rızasının bulunmaması, tanınan çocuğun başka bir erkekle soybağının bulunması ve soybağının reddedilmemiş olması, kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması hallerinde yapılan tanıma işlemi mutlak butlanla sakattır.

Fakat tanıyanın çocuğun babası olmaması hali tanımanın iptali sebebi olarak öngörülmüştür. Butlanla sakat bir tanıma hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağından mahkemece iptali yoluna gidilmesine gerek yoktur. Bununla birlikte batıl bir tanımaya dayanarak bir çocuk tanıyanın aile kütüğüne geçirilmiş ise söz konusu tanımanın butlanını tespit ettirmek üzere dava açılması gerekir. Butlanı tespit ettirmek üzere açılacak olan dava herhangi bir süre ile sınırlı olmadan, her zaman ve her ilgili tarafından açılabilir.

Tanımanın kesin hükümsüz olduğu hallerde, tanıma vasiyetname yolu ile gerçekleştirilmişse, tanımanın geçersiz olması için vasiyetnamenin iptali davasının açılması gerekmektedir. Tanımanın resmi senetle veya nüfus memurluğuna ya da mahkemeye yazılı olarak yapılan beyanla gerçekleştirildiği hallerde ise TBK m. 19 ve 20 hükümleri bir aile hukuku işlemi olan tanımanın bünyesine tam anlamıyla uymadığından, hükümsüzlüğe mahkemenin karar vermesi gerekir.

Tanımanın İptali Davasının Kanunda Öngörülen Yetkililerce Açılması

Tanıma, başka bir erkek ile soybağı ilişkisi bulunmayan evlilik dışı bir çocuğun biyolojik babasının, kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yaptığı, çocuk ile babası arasında soybağının kurulmasını sağlayan tek taraflı irade beyanı olduğu için, bu işleme karşı, Türk Medeni Kanunu’nda tanımanın irade sakatlığı sebebiyle tanıyan tarafından iptali yahut tanımanın ilgili kişiler tarafından açılacak iptal davasıyla geçersiz hale getirilmesine imkan tanınmıştır. Özellikle ikinci durumda, tanımanın iptali davasını açabilme hakkı tanıyanın dışında ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililere de verilmiştir (TMK m.298/I).

Tanımanın İptali Davasında İspat Yükü

TMK m.299/I uyarınca “Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür”. Söz konusu hükümle getirilen ispat yükü, iptal davasının tanıyan dışındaki diğer kişiler tarafından açılmış olması halinde söz konusudur. Bu noktada, iptal davası açmış olan bu kişiler yapılan tanımanın gerçeği yansıtmadığını ortaya koymalıdır. Tanıyanın baba olmadığının ispatlanması, tanıyan ile ana arasında bir cinsel ilişkinin bulunmadığı, çocuğun bu cinsel ilişkinin ürünü olmadığının ispatlanması ile gerçekleştirilebilir. Günümüzde, kan muayenesi veya ana baba ölmüş olsa bile DNA testinin ana veya babanın ilişkisinin tespitinde son derece güvenilir bir yol olduğu, kan grubu testlerine oranla daha net ve kesin sonuçlar verdiği söylenebilmektedir.

Özellikle Cumhuriyet savcısının açtığı, katıldığı, re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakim, bu delillere kendiliğinden başvurabileceğine göre, tanımanın iptali davasında maddi vakıanın kimin tarafından ispatlanacağı önemli bir sorun oluşturmayacaktır.

TMK m. 299/II’e göre ise, “Ana veya çocuk tarafından tanıyanın gerçek baba olmadığı iddiasıyla açılmış olan iptal davasında ispat yükü, ancak tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar”. Bu durumda tanıyanın davacı ana ile cinsel ilişkide bulunduklarına ilişkin delilleri, onun gerçek baba olabileceği hakkında bir tür adi karine oluşturacak, bunun üzerine ana ve çocuk her türlü delille bu karineyi çürütme yoluna gidecektir. Tanıyan, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı deliller getirebilirse, ispat yükü davacıya geçecektir. Mesela, ana ve çocuk ispatlanmış cinsel ilişki ile çocuğun doğumu arasında illiyet bağı bulunmadığını, çünkü babanın çocuk yapma kabiliyetinden yoksun olduğunu ispat edeceklerdir.

Tanımanın İptali Davasında Davacı ve Davalı

Tanımanın iptali davasını tanıyan baba açabilir. Tanıyanın bu davayı açabilmesi için tanıma beyanında bulunur iken; yanılma, hile veya korkutma durumlarından birinin gerçekleşmesi gerekir. Tanımanın iptali davası baba tarafından açılmış ise, davalı anne ve çocuktur.

Anne, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptali davasını açabilir. Soybağının kurulması kamu düzenini ilgilendirdiği için, Cumhuriyet savcısı ve Hazinenin de tanımanın iptali davası açma hakkı vardır. Baba olduğunu iddia eden üçüncü kişi de tanımanın iptali davasını açabilir. Tanımanın iptali davası bu kişiler tarafından açılıyor ise, davalı tanıyandır. Tanıyan ölmüş ise davalı tanıyanın mirasçılarıdır.

Tanımanın İptali Davasında İspat Yükümlülüğü

Tanımanın iptali davası her türlü delille ispatlanabilir.

Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar. Yani tanıyan, gebe kalma döneminde anne ile cinsel ilişkide bulunduğunu kanıtlayamaz ise, anne ve çocuğun başka bir şey kanıtlamasına gerek yoktur.

Tanımanın İptali Davasında Süre

Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.

Yukarıdaki süreler geçtiği halde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.